Gecelerin sultanı KADİR GECESİNDEKİ hikmetler
Kullarına Kuran’ı kerim ile dosdoğru yolu göstererek,
hidayete yönelten Allah’a hamdolsun, Resulü Muhammed ve ehli beytine selam
olsun.
Kur’anı kerim’in, Allah katından inzal olduğu (indirildiği)
gece olarak kabul edilen Kadir gecesi hicri takvime göre, Ramazan ayının yirmi
yedinci gecesinde tüm İslam âleminde müminler tarafından, çeşitli hayra yönelik
etkinlilerle kutlanır.
Çünkü Kuran’ın, bu
ayda indiği “Ramazan o aydır ki;
insanlara kılavuz olan, iyi kötü ayrımıyla hidayetten kanıtlar getiren Kuran,
onda indirilmiştir…” (Bakara-185) beyanıyla sabit olduğu gibi, yine
Kurandaki; “Biz onu kadir gecesinde
indirdik. Kadir gecesinin niteliğini sana gösteren nedir. Kadir gecesi bin
aydan daha hayırlıdır. Melekler ve Ruh, Rablerinin izniyle o gece her iş için
inerde iner. Bir esenlik ve huzur vardır; sürüp gider o, tan yeri ağarıncaya
kadar. (Kadir suresi-1..5 ) beyanlarından açıkça
anlaşıldığı gibi Kur’an, ramazan ayının kadir gecesinde inzâl olup inmiştir. Bu
ramazan ayının kadir gecesindeki Kur’an’ın inişi, Zatı ilahiden levhi mahfuza olan bir iniş
olduğu genel kabuldür. Ehli kemal, Levhi mahfuz’un
Hz. Muhammed s.a.v’in gönlü olduğunu ifade ederek, kadir gecesi, Resulullah efendimizin
gönlüne kuran’ın Allah’ın Zatı’ndan toptan indiği
gece olduğunu beyan etmişlerdir.
Hiç
şüphesiz insanın, cenabı Hak tarafından yaradılışının bir gayesi vardır. Ve
Kuranda insanın yaratılış gayesi; "Ben
cinleri ve insanları ancak bana ibadet etsinler diye yarattım." Zariyat (56) olarak beyan edilir. Bu ayette ifade edilen abdiyet, kulluktur.
Müfessir ve irşadla görevli sahabe İbni Abbas (R.A). “Bu
ayetteki abdiyetten / kulluktan maksad
ehli tevhid ve Arifibillah
olmaktır” diye yorumlamıştır. Yine bu ayet hakkında, pir seyyid Muhammed nur’un ikinci kuşak Halifelerinden Pirezerenli Hacı Kamil TOSKA Hz.leri; “ Bu ayetteki kullukta üç hikmet vardır, birinci hikmet ameli salihtir, ikinci hikmet yakaza
ki, zikri daim uyanıklığıdır. Üçüncü hikmet ise tevhidi mabuddur”
demiştir. Ki Ameli Salih, Allah’ın
Kur'an-ı Kerimde yapın ve yapmayın dediği, kulun yapmasından ve yapmamasından Allah’ın
razı olduğu cümle emirleri ve yasaklarıdır. Yakaza ise, Cenabı Hakk’ın
emirlerine ve yasaklarına riayetle beraber, kulun zikri daim mazhariyetiyle
olan gafletten uyanıklığıdır. Tevhidi mabud ise kulun, ibadet ettiği ve zikrettiği Allah’a,
Tevhidi Hakiki irfaniyetiyle bu âlemde vuslat edip
kavuşmasıdır. Ki, bu aynı zamanda insanın yaradılışının ideal amacı olup, şahadet
Âlemi’ne yani bu âleme gelişimizin yüce gayesidir.
Yine
Pir Seyyid Muhammed Nur Hz.leri “Kur’an şeriat, tarikat, hakikat ve marifet olan dört ilim ve yedi
mertebe üzerine inzal olmuştur” buyurur ki, kulun yaratılışının yüce
amacına ulaşıp Rabbı’na kavuşabilmesi ancak, bu Kur’an
kaynaklı dört ilim ve yedi mertebe olan Allah’ın makamlarının irşadı ile
mümkündür. Ve bu irşadla
aydınlanan bir kul’un gönlü ancak, kadir gecesinin ledduni
hikmeti gereğince Kur’an sırrı ile dolar. Ve o gönüle
sırrı Kur’an inzal olur. İşte, böyle bir kimse aynı zamanda Kur’an’ın sırrı ve Kur’an’ın ikizi olur.
Çünkü hadisi şerifte; “Kur’an la insan
ikiz kardeştir” buyrulur. İkiz kardeşlik kardeşlerin ikisinin de aynı
özellikleri taşımalarıdır. Kur’an la ikiz olma özelliklerine akıl baliğ olan
her insan potansiyel olarak sahiptir. Fakat bu potansiyel özellikler insanı kâmil
dışındaki her insanda pasif, fakat insanı kâmil de aktif olduğundan, Kur’an la
ikiz olmaya ancak insanı kâmil
mazhar olup Kur’an’ın sırrı Kâmil insandan zahir olur. Ki, Hz. Ali Sıffın isyanında “Ben konuşan Kur’anım” demekle, işte
bu gerçeğe işaret etmiştir.
Bu itibarla Kadir gecesinin ledduni hikmetleri, Kadir suresini oluşturan ayetlerinin
içinde mevcuttur. Buna göre ayette beyan olunan; “bin aydan daha hayırlı kadir gecesi,” gönlüne, sırrı Kur’an inzal olan kulun,
insanı kâmil makamına ulaşmasını ifade eder. Yine Ayette geçen “Bin ay” ise, seksen üç yıl olup bin ay, yani seksen üç yıl dolu,
dolu yaklaşık bir insanın yeryüzü âlemindeki ömrünün beyanıdır. Ve bir kimse
ömrü müddetince hangi ibadet ve kullukları yaparsa yapsın, gönlüne açılan sırrı Kur’an
mazhariyetiyle onun “kadir gecesini idrak
etmesi” ve insanı kâmil makamına ulaşması, bir ömür boyu yaptığı ibadet ve
kulluktan “daha hayırlıdır,”
demektir.
Sonraki ayetlerde; “Melekler ve Ruh, Rablerinin izniyle o
gece her iş için inerde iner. Bir esenlik ve huzur vardır; sürüp gider o, tan
yeri ağarıncaya kadar.” Buyrulur. Ki insanı kâmil’in marifetinden gizli
hiçbir tecelli olmaz. Çünkü o her tecellinin Rabbın’dan
geldiğine arif olduğu gibi, tecellinin Allah’ın hangi mertebesinden geldiğini
de müşahede ederek tanır. Hakk’ın ikiliği olmayan tecellileri Vahdet / Bir’lik mertebesinden geldiğinden, bu tecelli ayette “Ruh” olarak, kulluğa ait tecelliler
ise, “Melekler” olarak beyan
edilmiştir. “Tan yerinin ağarması”
ise, Kulun bu âlemden ölümle ayrılıp, ahiret olan
beka âlemine geçmesini ifade eder. Bu itibarla kadir gecesinin mahiyetine haiz
insanı kâmil’in nazarında, istisnasız her bir iş ve oluş, Rabb’ın
tecelli ederek açığa çıkmasıdır. O, yani insanı kâmil yeryüzünde olduğu
müddetçe, “Tan yeri ağarıncaya kadar”
Ruhani ve Melekut tecellilerin müşahedesiyle
yaşar. Ve insanı kâmil, Allah’ın hangi mertebesinden zuhur ederse etsin her bir
tecellinin Rabb’ın hangi makamından olduğunu
tanıyarak, Rabbın’dan başka bir şey müşahede etmez
demektir.
Velhasıl,
böyle Kamil bir kul aynı zamanda peygamber efendimizin; “..Ramazan ümmetimin ayıdır” Sözündeki
hikmet gereği, gönlüne dolan sırrı Kur’an
idrakiyle Hz. Muhammed s.a.v’in, has ümmeti olmakla da
şereflenmiş olur.
İslam
âleminde her yıl coşkuyla ve çeşitli hayra yönelik etkinliklerle, fakat daha
ziyade kaza namazı ve nafile ibadetler kılınarak, mana ve hikmetinden gafletle kutlanan
Kadir gecesinin ledduni hikmetlerine dair yorumu
hatalarıyla beraber tamam olmuştur. Her şeyi en iyi bilen ancak Allah’tır.
Selam Hz. Muhammed s.a.v efendimize ve ehli beyte /evladı resule olsun. Rabbım bizleri onların yürüdüğü yoldan ayrılmaktan muhafaza
etsin. Velhamdülillahi rabbil
âlemin.
Nejdet Şahin